
Son dakika… YENİ Parti’nin lideri Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkıyla ilgili İBB davasında alınan karara sert tepki gösterdi.
“Benim belirlediğim gün, saatte, benim belirlediğim süre kadar savunma yapacaksın’ diyor. Bu skandalın en büyüğüdür yani. Bu skandalın zirvesidir.” şeklinde konuşan Özel, şunları söyledi:
Almanya’daki Nürnberg mahkemelerinde, 12 Eylül dönemindeki büyük DİSK yargılamasında yaşananlar gibi, hiçbir darbe dönemi yargılamasında görülmeyen bir durum yaşandı. Ve burada Ekrem İmamoğlu’na şu şekilde söylendi:
Hakkında 150’ye yakın örgüt kurucusu ve lideri olmakla suçlandığı için güneşin altında meydana gelen her olaydan, her iddiadan Ekrem İmamoğlu’nu da sorumlu tutuyorlar. Bu konular tartışılırken Ekrem İmamoğlu itiraz ettiğinde, ‘Savunma süreniz geldiğinde konuşacaksınız, açıklayacaksınız, sınırsız savunma hakkınız var’ denildi. Ardından ‘Ben 9 Temmuz’da bu davayı bitireceğim ve 8 Temmuz’da söz al, sen ve avukatların 5-6 saat içinde ne yaparsanız yapın’ dedi. Peki ben ve avukatlarım böyle bir şeyi 5-6 saatte nasıl gerçekleştirebiliriz? ‘O zaman savunma hakkından vazgeçiyorsun’ dedi. ‘Böyle bir şey yok, savunma hakkımı kullanmak istiyorum.’ ‘Hayır ediyorsun’, tutanağa böyle geçti ve gitti.
Bugünü işaret ettiler. Bugüne geldik. Bugün Sayın İmamoğlu’nun avukatları yapılan hatayı ve doğru olanı hukuki bir dille açıkladılar. O gün çok iddialıydı; ‘Hayır, tekrar savunma hakkı vermem.’ Biz de burada söyledik; doğrudan bozma sebebi var. Bu mahkemeyi bozdurmaya mı çalışıyorlar? Demek ki iddialarını dile getirip Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının yüzüne cevap verme cesaretleri yoktu.
Geçen zamandan sonra bugün de oyalama devam etti ve en sonunda kararını verdi. Dedi ki; ‘Savunma hakkını kullandıracağım ama belirsiz bir tarihte, benim belirlediğim bir tarihte.’ Sonra avukatları sıkıştırınca da; ‘Önceden size bildireceğim.’ Bir de bunu söylemeseydi! Savunmasını yapacağı günü bilmeyecek. Belirsiz bir süre için ‘Bir ara’ demekte; uygun zamanda karar verecek. Oysaki savunma hakkı asla kısıtlanamaz. ‘Bu haktan yararlandıracağım’ diyerek bahşetti kendisi.
Gerçekten burada artık göstermelik bile bir yargılama yapılmıyor. Biliyorsunuz geçen seferki savunma hakkının kısıtlandığı süreçte NATO gündemi vardı. Ankara’da NATO toplantısı varken bütün televizyonlar NATO’ya odaklanmışken burada kimse duymadan kısa sürede hakkında iftiralar atılan biri -ki bunların çoğu iddianameye bile girmemişti- her şeye ‘O kadar kısa sürede cevap ver’ denildi. Şimdi elbette o tavrını sürdüremez; savunma hakkını verecek ama yine ‘Benim belirlediğim gün, saatte, benim uygun gördüğüm kadar savunma yapacaksın’ diyor. Bu skandalın en büyüğüdür yani.
Ayrıca şuna da değinmem gerekiyor, belki siz bunu ayrıca takip edeceksiniz ama bu meşhur yeni büyük duruşma salonunda ilk gün bugün. Görüntü alma imkânı oldu mu bilmiyorum ama bazı seyirciler dürbün getirmiş durumda. Çünkü mahkeme salonundaki seyircilerle sanıklar arasında mesafe oldukça fazla; belki iki futbol sahası kadar aralık var ve dürbünle izleyenler mevcut. Bir kere daha neredeyse bu mesafeden izlemeye çalışıyoruz.
Avukatlar diyor ki; ‘Müvekkilimizle göz teması kuramıyoruz ki bu yargılama açısından esastır. Göz teması kuramazsam savunmamı yapamam.’ Sizinle göz temasımız yok; beni dinliyor musunuz? Ben sizi etkiliyor muyum? Vücut dilinizde bir şey ifade ediyor musunuz? Siz sanıkla göz temasınız yok mu? Doğru mu söylüyor ya da yanlış mı düşündüğünüzü anlamamız mümkün değil? Ve savcı denen kişi de size doğru dönmesi gerekirken avukatlar gibi görünmekte, sanki heyetin diğer üyesiymiş gibi mahkeme salonuna bakmakta. Oysa hakime yüzü dönük olmalı ve ne diyecekse hakime iletmeli; eğer hakim uygun görüyorsa yerine getirmelidir falan… Avukatlar salonla ilgili marangozluk hatalarına değinmediler ama şu aşikar ki; yargılamanın yüz yüze yapıldığı izlenimi verilmekte ancak Ekrem İmamoğlu veya herhangi bir arkadaşımız cezaevinde kamera karşısında olsa ailesi evden televizyonla izlese avukatı bürodan katılsa hakim bey tatilde olduğu için gelemese bile buradaki kadar yapılabilir.
Buradaki mekan genişletilmiş fakat aralar açılmış durumda; bariyerler konmuş ve en uzağa yerleştirilmiş şekilde devasa mekanda mekansızlık yaratılmıştır. Yüz yüze yargılama imkanı tamamen ortadan kaldırılmış.
Korktukları tek şey var; etkili savunmalar yapılıyor ve en güçlüsü Ekrem İmamoğlu tarafından gerçekleştirilecek olanıdır. Bu savunun etkisinden korkuyorlar çünkü gerçekleri ortaya çıkaracak olan budur.
Bundan sonra biz elbette aileler de, avukatlar da bizler de tarih önünde sorumluluğumuz gereği bu yargılamanın bir parçası olmaya devam edeceğiz çünkü onları orada bırakacak halimiz yoktur. Ama görünen o ki adaleti ayaklar altına alan ve adalet duygusunu ilk günden itibaren katleden bu anlayış aynı talimatları uygulamaya devam ediyor.
Aynı zamanda aileleri, bizleri, seyircileri hatta basın mensuplarını provoke etmeye devam ediyorlar. Geçen sefer basın mensuplarını sıkıştırmışlardı şimdi ise olabilecek en uzak izleyici noktasında kalmaları için diretiyorlar. En önde boş yer varken sizin gidip görevlerinizi en kötü biçimde yapacağınız yere oturtuyorlar bizi.
Bekliyor ki sinirlerimize hâkim olamayacağız burada bağıracağız çağıracağız ona hak ettiği gibi davranacağız çünkü o Meclis’e geldiğinde yargının üyesi olarak Meclis’teki locası hazır olacak. Yani yasama faaliyetimizi kendisine ayrılan son derece düzgün biçimlendirilmiş bir yerden izleyebilirken kuvvetler ayrılığı gereği buna saygıyı göstermek zorundadır.
Ancak içindeki kini nerede barındırdıysa tanımıyoruz / görmeyiz / bize düşmanlık besliyorsa nedenini anlamakta zorlanıyoruz…
Mesele şudur: Ekrem İmamoğlu’nun ilk ifadesinin alındığı gün Adalet Bakanlığı’nda görevlendirilmiş olan o zamanki başsavcı vekilinin Ekrem Bey’e ‘Bu işler böyle gidiyor’ demesi meselesidir ki adalet aramak yerine biz ve onlar ayrımı yapılmaktadır! Nerede düşman hale geldiler? Nerede bu kinleri topladılar? Biz onlara ne yaptık? Tek yaptığımız demokrasi gereği üzerlerine cübbe giymiş Cumhuriyet’in verdiği yetkilere saygıdır.
Aynı yerden güç alıyoruz fakat iktidarı değiştirme çabamızda Tayyip Erdoğan’ı yenince kendilerini milletin değil devletin değil hükümetin temsilcisi görenler iş başına geçmektedirler…
Daha önce başlatılan zulümlerin hala sürdürülmesi adına ahlaklarını kaybetmiş durumdalar.
Kendilerine tarih önünde teessüf ediyorum çünkü şu anda Özese tarihi hatırlatmakta herkes nerede durduğunu biliyor.
Tarih önünde hepsine teessüf ediyorum ve hepimizin haysiyetini milletimize emanet ediyorum çünkü tuz kokmadan önce bu hakimi HSK’ya mı şikayet edelim?
Bütün bunlardan ötürü hepimizin hukukunu milletimize emanet ediyoruz.
Zulüm artsın ki sonları tez gelsin! Ayrıca adaleti bulursak buluruz bulamasak öteki dünyada masumların elleri yakalarında olacaktır!
The post Son Dakika | İmamoğlu kararı Özgür Özel’i isyan ettirdi! “Bu rezaletin daniskasıdır “ first appeared on .